Nazire Fırat

ASRIN FELAKETİ: YAŞANMIŞ ACI HİKAYELER/BENİM HİKAYEM

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Gelelim benim hikayeme yazmaktan hatta düşünmekten korktuğum o acı gün .

05.02.2023 Pazar günü sabah Annemi aradım , birden size geleyim demek geçti içimden ve dedim . Fakat kar aşırı yağıyordu , geri bugün babam gelmesin yollar kötü dedim babama yolda bir zarar gelmesinden korkmuştum.Ama babam her zamanki gibi benim gelmemi heyecanla istediği için hazırlan kızım hemen geliyorum dedi. Hazırlandım ve babam gelmişti sonra eve geçtik. Nerden bilebilir ki insan o kapıdan son kez içeri gireceğini . Annem heyecanla kapıyı açtı hemen oğlumu kucağına aldı sevdi. Annemi , Babamı ve Kardeşlerimi son görüşümmüş meğer. Son kez gülüp , eğlenmiş hatta o uyanamayacakları günün sabahına planlar bile kurmuştuk . Son yemeğimizi yedik ,son kez sarıldık, son kez baktık birbirimizin yüzüne.

Sonra babam beni eve bıraktı. İçimde kötü bir his ile yattım o gece . Sonra saat 04:15 geçe bebeğimin sesine uyanmıştım saate bakıp geri uyumaya çalışınca deprem başladı . O an ne yapacağımı bilemedim korkudan telefonumu bile almadan kalktım yerimden eşim bebeğimizi tuttu tam o an elektrikler kesildi. Ve 5. Kattan aşağı inmeye çalıştık. Sarsıntının etkisiyle sağa sola doğru çarpıyordum merdivende . Aşağı indik her yer zifiri karanlık merdivenin son basamağına geldiğimde annemi aramalıyım dedim ve eşimden telefonu alıp aramaya çalıştım hiç bir şekilde ulaşamadım sonra babamı aradım aynı şekilde ulaşamadım bir an içime bir sıkıntı girsede bu acı sonucu asla yakıştıramadım aileme. Her yer kapkaranlık olduğu için depremin şiddetini fark edememiştim . Sabaha kadar annemleri aradım ulaşamadım . Onlar da beni arıyor hatta yollar çok yoğun olduğu için bize doğru gelmeleri zorlaşmış diye düşündüm . Gelen olmadı sabaha karşı komşumuzun aracı ile saat kulesi yakınlarına ulaşmıştık. Acı tabloyu artık görmüştüm o karanlık günün aydınlığında . Sonra eşim ben gidip bakayım birlikte buraya geliriz dedi . İçimde hala umut vardı fakat bir korku da belirdi . Çünkü eğer yaşasalar beni böyle habersiz bırakmazlar benden haber almadan duramazlar biliyordum. Aradan 15 dakika geçti ve eşim geldi gözleri doluydu . Bina yıkılmış dedi sonrasını hatırlamıyorum koşa koşa annemlerin evine gittim her yer o kadar yabancıydı ki evin önüne geldiğimde evimizi tanıyamadım insanlara sordum onlar gösterdi . Saatler önce mutlu bir şekilde girdiğim ev , çocukluğum, yuvam , doğduğum ev darmadağın olmuştu . Bağırmaya başladım seslerini duyarım umuduyla ses yoktu . Çevrede ağıt eden insanlar ağlayan anneler babalar vardı . Herkesin gözünde aynı bakış biz şimdi ne yapacağız diyordu baktığım her yüz . Enkazın üzerinde gezinirken babama ait en son seyahat ettiğindeki bavulunu buldum içini açtım , Annemin babam için hazırladığı ilaç kutusu vardı hemen montumun cebine koydum. Gördüğüm her taşın altında bir parça arıyordum.Gücüm bir tek tuğla kaldırmaya yetiyordu ağlayarak Anne , Baba , Merve , Talha ben geldim korkmayın diyordum.Ama cevap yoktu . İlk 3 gün hiç kimse yoktu , ne bir yetkili ne bir görevli AFAD’ın sadece adı vardı . Arayıp yardım istedik içerden bir kaç ses, tıkırtı duyuluyor dedik adres verdik . Umut vererek 5 dakika içerisinde adrese intikal edilecek dediler. Ama sonrasında 20. arayışımda anladım ki sadece geçiştirmek için söylenen cümlelerden ibaretmiş her biri . 3 gün boyunca sadece eşim , halam ve eşi vardı enkazda,birde aynı apartmanda enkaz altında kalan halamın oğlu ve eşi . O an anladım ki bizim bizden başka kimsemiz yokmuş . Çok zoruma gitti içerde napıyorlar, canları yanıyor mu , bir yerlerine bir şey oldu mu . Dışarda bekleyip bunları düşünmek canımı yakıyordu . 4. gün eşim zorla bir gönüllü ekibi çevirdi yoldan onlar başladı çalışmalara bende bir köşede oturup ağladım sadece elimden daha fazlası gelmiyordu. Enkazdan annemin cüzdanı, benim babamla olan bir bebeklik fotoğrafım ,babamın ayakkabısı çıktı . Onlara tutunup öylece ağlıyordum , Annemin cüzdanını açıp baktığımda annemin kokusunu almıştım, sonra yanan ateşlerin is kokusu siner diye hemen kaldırdım montumun cebine. Ve akşam saat 22.00 a doğru Siirt ekipten bir adam yanıma geldi . Kardeşin Merve’yi çıkardık dedi. Ağlayarak oturduğum yerden gülümseyerek kalktım , adam yüzümdeki umudu gördü ki ama ceseti çıktı demesiyle yere yığıldım . Koca bir dünya üzerime yıkılmıştı, Son kez bakmak istiyorum dedim eşim bakma kötü olursun dedi ona rağmen baktım . Ceset torbasının fermuarının açılmasıyla gördüğüm o yüz bana bu hayatta daha acı ne yaşayabilirsin dedirtti. 4 gün önce sarıldığım kıyafeti ile cansız bir beden . Sinir krizi geçiriyordum ve ceseti alıp götürmeniz gerek dediler eğer şimdi gömersek kaybolur dedik . Ve morga götürdük hastane mahşer günü gibiydi ayağını attığın her yerde battaniyelere sarılı veya ceset torbasının içinde yok olan bedenler vardı . Kardeşimi bir yere koyduk. O torbanın üzerine kaybolmasın diye adını yazmak dünyanın en ağır cezasıydı bana . Ölü bedenine dokundum sanki bir kaya gibiydi . Kalk sen tek başına burda kalamazsın dedim . Beni bırakma dedim ama faydasızdı . Annemlere gelince 2 gün sonra eşimin ekipleri zorla koordine etmesiyle çalışmalar hızlandı . Umudum hem var hem yoktu, Çıkan cesetleri gördükçe isyan etmeye başladım . Allah’ım bari birini bağışla bana sakatta olsa son nefesime kadar bakarım dedim olmadı . 6. Gün artık gördüklerim karşısında duam değişti Allah’ım bari tek parça çıksınlar diye yalvardım . Ne acı değilmi? Ekipler artık yorulmuştu. Binada son 3 kişi kalmıştı Annem Babam ve Erkek kardeşim, ekipler yoklar gitmişler diyince eşim sinirlendi . Bende biliyordum Merveyi almadan gitmezler di . Ekipler eşimin gösterdiği noktaya yoğunlaşmıştı . Ve biliyordum artık bu filmin sonu burda bitecekti. Artık umudum da gücüm de sevincim de kalmamıştı . Ve bir hareketlilik başladı ben enkaza doğru çıkarken ekip beni engelledi . Meğerse o an Babamı çıkarıyorlarmış . Annem ve Kardeşim de aynı anda çıkarılmış. Eşim yanıma geldi ve hepsi çıktı dedi artık umudum olmadığı için yüzlerine bakmak istiyorum dedim . Ve gördüğüm ilk yüz Babamın yüzüydü kahroldum . İçimden sadece ölmeyi diliyordum . Zoruma gitti o haliyle bile yüzünü öpmek istedim ekip hemen kapattı. Sonra annemi getirdiler annemin yüzünü açmalarıyla kapatmaları bir oldu. En son da Talha çıktı yüzünde çok bir yara izi yoktu sanki uyuyor gibiydi .

Ve cenaze arabasına koydular bende önde oturdum. Zihnim karmakarışıktı şoktaydım , 6 gün önce babamın arabasında giderken 6 gün sonra cenaze arabası layık görüldü hikayemize…

Her acıyı en sevdiklerimle yaşadım bu en acısıydı .Daha acısı olurmu bilinmez ama .

Tam 6 gün sonra annemi , babamı ve kardeşlerimi anneannemlerin aile mezarlığına gömdük…

En sevdiklerinin üzerine toprak bile attırdı bu hayat .

Gün geçtikçe daha çok özlüyorum her birini daha dayanılmaz oluyor daha da acı veriyor bir gün kavuşacağız elbet ama ne zaman bilinmiyor…

Bu deprem felaketi sebebiyle vefat eden başta ailem olmak üzere her cana rahmet dilerim . Kalanlara sadece sabır diliyorum. Asıl ölenler biz kalanlar bu hayatta. Bu acı geçmeyecek, her saniye acıtacak canınızı, gün geçtikçe hafifler diyorlardı öyle de olmuyor gün geçtikçe daha da acıtıyor daha da nefesi kesiyor. Ne yaparsanız yapın bu acı geçmeyecek …

ASRIN FELAKETİ: YAŞANMIŞ ACI HİKAYELER/BENİM HİKAYEM

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.